Sosyal medyada 60 Saniye

Her 60 saniyede bir hangi sosyal mecrada ne kadar etkileşim gerçekleşiyor öğrenmek ister misiniz?

Sosyal Ağ Dünya Atlası

Facebook bizim işimiz, peki Orkut, Qzone, Zing gibi diğer ağlar nerelerde popüler?

İnternette İletişim Kartelası

Belki de hiç duymadığınız o kadar çok sosyal araç var ki, seçin beğenin kullanın!!

Simit Sarayı'ndan Doqa Kahvesine

 Türkiye'nin en büyük zincir işletmelerinden Simit Sarayı'nın kurucusu Haluk Okutur geçtiğimiz günlerde Özyeğin Üniversitesi'nde girişimcilerle bir araya geldi. Simit Sarayı'nın kuruluş hikayesinden, kaşarlı simitin keşfine, yeni zincir işletme girişimleri Doqa Cafe'den, franchise sisteminin zorluklarına  kadar birçok konuda tecrübelerini paylaşan Haluk Okutur, girişimci adayları için önemli tavsiyelerde de bulundu.


Simit Sarayı'nın Hikayesi

Aslında bu başarılı girişimin hikayesi kuruluştan çok daha eskiye dayanıyor. Halu Okutur mahalle bakkalarının süpermarketler karşısında ayakta kalabilmesi için bir rehber kitap hazırlayıp satmaya karar veriyor ve bunun için birçok işe girip çıkarak her alanda perakende tecrübesi ve bilgi birikimi oluşturmayı amaçlıyor. Ancak bu süreç tahmin ettiğinden uzun sürünce hem mahalle bakkalarının %80'i kapanıyor, hem de ortaya tek bir kitapta derlenemeyecek kadar çok bilgi birikimi çıkıyor. Bunun üzerine bu tecrübeleri değerlendirebileceği yeni bir alan arayışına giriyor ve hem en çok hem de en ucuza satılan ürünlerin bir listesini çıkarıyor. İlk sırada ekmek çıkıyor ama kar marjı ve farklılaşma olanağı olarak bir fırsat yaratmadığı için ikinci sıradaki ürüne odaklanmaya karar veriyor: Simit.

Haluk Okutur hedefe odaklanıyor ve pazarın en büyük olduğu şehir olan İstanbul'a gelerek doğru lokasyon ve yatırım için arayışlara başlıyor. 10 yıl içerisinde yüzlerce noktada binlerce çalışan ve milyonlarca dolar kar öngörüleriyle dolu mali projeksiyonları görüştüğü ortak adayları tarafından gerçekçi bulunmasa da (ki bu öngörüler ilk mağaza açıldıktan sonra 6 yıl içerisinde gerçekleşecek) sonunda eski bir arkadaşını, Boğaziçin Üniversite'nin hemen karşısındaki Durak Copy'nin işletmecisini, yan tarafta rakip bir kırtasiye açılmasın diye kirasını ödeyip boş tuttukları dükkanda bu işi  yapmak için ikna ediyor ve onun diğer ortağı Mehmet Tarakçı ile birlikte üç ortak 10.000 $'lık bir sermaye ile işe koyuluyorlar.

Fikir sahibi ve bu işe en çok inanan ortak olarak Haluk Okutur işin başına geçiyor ve hayal ettiği ile birebir olmasa da bütçe el verdiği ölçüde ilk mağaza için hazırlıkları tamamlıyor ve ilk Simit Sarayı Boğaziçi Üniversitesi'nin hemen karşısında açılıyor. Her gün kazanılan para ile ertesi sabah bir sonraki gün için gerekli malzemeyi alarak işletilen ilk bir ayın sonunda 15.000 $ kar elde eden Simit Sarayı aslında başarının ilk sinyalleri bu şekilde vermiş oluyor.

İkinci mağaza birkaç ay sonra yine iyi bir lokasyon olan Mecidiyeköy'de açılıyor ve Simit Sarayı nihai hedefi olan dünyanın en çok mağazaya sahip zincir işletmesi olmak (şu anda 33.000'in üzerinde mağaza ile McDonalds bu ünvanı elinde bulunduruyor) için ilk adımı atmış oluyor. ilk yılını 3, ikinci yılını 24 lokasyon ile tamamlayan Simit Sarayı'nın şu anda yurt içi ve yurt dışında 250'nin üzerinde mağazası ve 5.000'in üzerinde çalışanı bulunuyor.

Şu anda faaliyet gösteren noktaların %70'inin franchise olduğunu belirten Haluk Okutur, franchise sisteminin hızlı büyüme adına büyük katkı sağladığını ama markanızı hiç tanımadığınız bir işletmeciye teslim etmedin büyük riskler barındırdığını belirterek, iyi planlanması gerektiğinin özellikle altını çizerken ayda 600 franchise başvurusu aldıklarını sadece 10 - 15 kadarını kabul ettiklerini ve özellikle yurt dışında yeni bir pazara giriş yaparken ilk izlenimin en iyi şekilde bırakıldığından emin olmak için mutlaka ilk mağazayı kendilerinin açtığını belirtti.

Sırada Starbucks Var

Haluk Okutur Simit Sarayı'nın dışında kahve odaklı yeni zincir işletme girişimleri Doqa Cafe mağazaları hakkında da önemli bilgiler paylaştı. İlk kahve mağazasının 1475 yılında İstanbul'da açıldığını ama diğer birçok şeyde olduğu gibi kahvenin de bizden çok yabancı ülkeler tarafından sahiplenildiğini belirterek, yeni bir konsept ve hizmet anlayışı ile bu pazara giriş yaptıklarını ve Simit Sarayı - McDonald's örneğinde olduğu gibi burada da hedef olarak Starbucks'tan daha fazla mağazaya sahip olmayı berlirlediklerini vurgulayan Haluk Okutur, ilk mağazanın Taksim'de açıldığını ve Levent ve Bağdat Caddesi için de hazırlıkların sürdüğünü iletti. Doqa için ilk yıl hedefi yurt içinde 10, yurt dışında 10 mağazaya sahip olmak.

Girişimcilere Tavsiyeler Tecrübe ve bilgi birikimlerini samimi bir dille paylaşan Haluk Okutur girişimciler için özellikle aşağıdaki noktaların önemine dikkat çekti:
  • Eğer bir fikriniz varsa hemen hayata geçirin. Sonrasında anlayışlar, yaklaşımlar hatta pazar değişebilir ve geç kalmış olabilirsiniz.
  • Girişimcinin kendinden başka inananı yoktur bu yüzden aklınızda en ufak bir acaba varsa o noktayı çözmeden o işe başlamayın. Sizin inancınız mutlaka tam olmalı.
  • Girişimci bardağa her zaman dolu tarafından bakmayı başarabilmeli. Etrafınızı iyi analiz edin ve negatif insanları mutlaka çevrenizden uzaklaştırın.
  • Hatalar tekrarlanmadığı ve ders çıkarıldığı sürece çok değerlidir, hatalarınızdan beslenmeyi bilmeniz gerekir.
  • Patron şirketlerinin ömürleri çoğu zaman  insan ömrüyle sınırlıdır. Bunu engellemek için orta vadede kurumsallaşma, uzun vadede ise halka arz hedeflenmeli.
  • Profesyonel hayat bir çok insan için konforlu olabilir ama içerisinde yer alınan o rutin heyecanı öldürüyor. Bu yüzden 10 - 15 yıl profesyonel hayat sürdürdükten sonra bir girişimcinin başarılı olması zor. Bir girişimci ilk günden hedefini zihninde oluşturmalı ve 3 - 5 yıl yer alacağı profesyonel yaşamı bir geçiş dönemi olarak yaşamalı.
  • Özellikle perakende girişmlerde üç şey çok önemlidir: iyi lokasyon, iyi dekorasyon ve iyi operasyon.
  • Dönüp arkanıza baktığınızda kimseye mahçup olmayın.
  • Müşteriyi sürekli dinlemeli, onlardan gelen önerileri değerlendirmeli, test etmeli ve doğru yenilikleri saptayarak hayata geçirmelisiniz.
  • Üretim her zaman satıştan çok daha kolaydır. Eğer satışınızı garantileyebilirseniz, o ihtiyaç doğrultusunda üretim operasyonunuzu organize etmeniz çok daha kolay olacaktır.
Aynı zamanda UFRAD üyesi de olan Haluk Okutur son olarak Türkiye'nin 2023 yılı için belirlediği 10 Dünya Markası hedefinin çok daha yüksek olması gerektiğini, Simit Sarayı, Doqa ve onları takip edecek Döner, Kahve/Lokum/Şekerleme gibi girişimler ile oluşturacakları 20 markanın 10 tanesinin Dünya Markası olmasını kendi adına hedeflediğini belirtti.

Simit Sarayı Web Sitesi

Doqa Web Sitesi

YemekSepeti.com Güncel İstatistikleri

YemekSepeti.com ekibi geçtiğimiz hafta Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Master programı öğrencilerini Balmumcu'da bulunan ofislerinde misafir ettiler. Girişimci adayları güncel istatistikleri ve pazarlama stratejileri konusunda özet bir bilgilendirmeden sonra rengarenk tasarlanmış ofisleri de gezme fırsatı buldular. Özellikle pazarlama ve mevcut sayılar ile ilgili paylaşılan bilgilerin özetini yazının devamında bulabilirsiniz.

Zumbara: Zaman Kumbarası

Dünya'nın en yaygın sorularından biridir "Zaman mı, para mı?" sorusu. Zaman diyenler idealist, para diyenler realist olarak kabul edilir genllikle ve yeterli para'nın olmadığı bir zaman diliminde hem temel ihtiyaçların karşılanıp, hem de keyif aldığımız aktivitelerde bulunmanın bir ütopyadan fazlası olmadığı düşünülür. Çoğunluğun aksine Zumbara ekibi bu soruya "Zaman" olarak cevap verenlerden. İki güzel sloganları var; Zumbara ismini "Zaman Kumbarası"nın kısaltması olarak kullanırken, yaymaya çalıştıkları sisteme ise "Sosyal Paylaşımın Yeni Yolu" diyorlar. Dünyada yaygın olarak kullanılan "Zaman Bankası" sisteminin Türkiye'deki tek uygulayıcısı durumundular ve her geçen gün daha geniş kitlelere hitap ediyorlar.

Peki nedir bu zaman bankası sistemi? Zumbara ekibinin belirttiğine göre halihazırda 6 kıtada ve 33 ülkede uygulanan bir "Hediye Kültürü ve Ekonomisi" sistemi ve 1820'lerden beri para yerine zaman kullanılarak ihtiyaçların karşılanmasına olanak sağlıyor. En basit şekliyle özetlemek gerekirse birisine 1 saat yardım ediyorsunuz, karşılığında 1 saat kazanıyorsunuz ve bu 1 saatinizi ihtiyacınız olan başka bir hizmeti almak için harcıyorsunuz. Zumbara üyeleri siteye hem almak istedikleri, hem de vermek istedikleri hizmetlerin girişlerini yapabiliyor, diğer üyelerin almak istedikleri hizmetlere teklif verebiliyor ve yine diğer üyelerin vermek istedikleri hizmetlere talip olabiliyorlar. En önemli özelliği ise kendi kendini sürekli besleyen bir platform olması. Sistemin kurgusu gereği aslında gerçekleştirilen her hizmet alışverişi, bir sonrakine zemin hazırlıyor ve bu şekilde zaman bankası her geçen gün büyümeye devam ediyor.

Zumbara içerisinde şu anda eğitici, öğretici, deneyimlerin paylaşıldığı, hobiler geliştirilen, derslere yardımcı olan yüzlerce hizmet bulunuyor. Bu hizmetlerden bazıları şu şekilde:

  • Tenis dersi vermek istiyorum - 2 saat
  • Juggling öğrenmek istiyorum - 2 saat
  • İngilizce/Fransızca çeviri hizmeti vermek istiyorum - 2 saat
  • Pasta eğitimi almak istiyorum - 1 saat
  • Direksiyon eğitimi vermek istiyorum - 2 saat
  • Go oynamayı öğrenmek istiyorum - 2 saat
  • Yalıtım danışmanlığı vermek istiyorum - 2 saat
  • Köpek gezdirme hizmeti almak istiyorum - 2 saat
  • Utrecht ve Amsterdam hakkında bilgi almak istiyorum - 1 saat


Siz de zamanınız karşılığı yukarıdaki hizmetlerden birini almak veya vermek, Zumbara ile zamanınızı dolu dolu yaşamaya hemen başlamak isterseniz buradan yolculuğunuza başlayabilirsiniz. Bu tarz sosyal internet girişimi örneklerinin çoğalması dileğiyle.

Türkiye ve Özgür İnternet

Özgürlükler üzerine global kapsamda araştırma çalışmaları yürüten ve bu çalışmaların sonuçlarını kamuoyuna raporlayan Freedom House oluşumu "İnternet Özgürlük Araştırması 2012" (Freedom on the Net 2012) sonuç raporunu yayınladı. 47 ülkenin Ocak 2011 - Mayıs 2012 verileri baz alınarak hazırlanan rapora göre 14 ülke özgür, Türkiye'nin de aralarında olduğu 20 ülke kısmen özgür olarak tanımlanırken, geriye kalan 13 ülke içinse özgür bir internet ortamı bulunmadığı vurgulandı.

Sonuç raporu gerek genel resmi görmek açısından, gerekse ülke bazında analiz için bir hayli detaylı bilgi içeriyor. Her ülke aşağıdaki üç klasmanda değerlendirilerek toplamda 0 ile 100 arasında bir puana ulaşıyor:

  • Erişim Engelleri (0 - 25 Puan): Hem altyapısal ve ekonomik anlamda internetin erişilebilirliği hem de internet üzerindeki kaynaklara erişimi sağlayan teknoloji ve uygulamaların yasal yollarla yasaklanması eksenlerinde değerlendirmeler
  • İçerik Sınırlandırımaları (0 - 35 Puan): İnternet üzerindeki içerik kaynaklarına erişimin kısıtlanması, engellenmesi, sansürlenmesi, manipüle edilmesi, değiştirilmesi gibi konularda değerlendirmeler
  • Kullanıcı Haklarının İhlali (0 - 40 Puan): Online aktivitelerin yasal düzenlemeler ile kontrol edilmesi ve kişilik haklarına zarar verici aktivitelerin engellenmesi konusunda değerlendirme
Üç bölümde toplam puanı 30'un altında kalan ülkeler özgür, 31 ile 60 arasında puan alan ülkeler kısmen özgür, 60 puanın üzerindekiler ise özgür değil olarak tanımlanıyor.


Gelelim Türkiye ile ilgili önemli çıkarımlara:
  • Türkiye aldığı 46 puanla "Kısmen Özgür" kategorisinde yer alıyor
    • Erişim engelleri puanı: 12
    • İçerik sınırlandırmaları puanı: 17
    • Kullanıcı haklarının ihlali puanı: 17
  • Türkiye için "Politik Sansür" ve "Web 2.0 Uygulamalarının Engellenmesi" yöntemlerinin interneti kontrol altında tutmak amaçlı olarak kullanıldığı vurgulanıyor
  • Rapor'un Türkiye bölümünde Güvenli İnternet yasasının ilk şekliyle sadece cinsel içerikli yada terorist faaliyet içeren siteleri değil çok daha fazlasını dayattığı için ortaya çıkan halk tepkisinden ve yasanın tercihe bırakılacak şekilde yeniden düzenlenmesinden açıkça bahsediliyor
  • Erişim engelleri konusunda özellikle doğu ve güneydoğudaki elektrik ulaştırma problemine vurgu yapan rapor, ayrıca YouTube ve Blogspot engellemelerinden de bahsediyor
  • İçerik sınırlandırmaları konusunda ise özellikle şeffaf olmayan bir sürecin işlediği saptanırken, 2009 Mayıs ayına kadar yapılan engellemelerin sadece %21'inin mahkeme kararıyla, diğerlerinin ise Telekomunikasyon İletişim Başkanlığı'nın insiyatifiyle engellendiği, Mayıs 2009 sonrasında ise bu istatistiklerin kamuoyuna açıklanmadığı belirtiliyor
  • Yine aynı bölümde YouTube, Last.fm ve Blogspot engellemeleri ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde devam eden 5 dava olduğuna, Türkiye'nin savunmasını verdiğine ve 2012 sonuna kadar sonuçlanmasının beklendiğine işaret ediliyor
  • Kişilik hakları ile alakalı kısımda ise ekşisözlük girişleri nedeniyle uzaklaştırma alan Marmara Üniversitesi öğrencisi Mikail Boz ve yine Facebook'ta hükümet aleyhine yazdığı yazılar nedeniyle işini kaybeden temizlik görevlisi Erol Ceylan kötü örnekler olarak açıkça paylaşılıyor
Detaylı olarak incelendiğinde çok daha fazla çıkarımda bulunabileceğimiz bu rapor, aynı zamanda TİB ve BTK için de gözardı edilmemesi gereken önemli bir rehber niteliği taşıyor. Raporu daha detaylı incelemek isteyenler aşağıdaki yönlendirmeleri kullanabilirler:

Facebook Reklamlarında Exchange Dönemi

Web sitelerinin kullanıcı deneyimini ön planda tutan platformlar haline gelmesi, kullanıcıların kendi içeriklerini oluşturup paylaşma alışkanlığı kazanması ve kullanıcıları tanıyan akıllı reklam sistemleri. Bunların tümü yeni medya düzeninin getirdiği doğal gelişmeler olarak kabul edilebilir. Özellikle giderek artan reklam kirliliğini göz önünde bulundurduğumuzda kullanıcının en ilgisini çekmesi muhtemel reklamı göstermenin önemi de giderek artıyor. Bu konuda en gelişmiş hedefleme seçenekleri ise tabii ki geniş kullanıcı verisiyle Facebook'ta bulunuyor. Kullanıcıların kendi rızasıyla paylaştığı başta demografik özellikler ve ilgi alanları olmak üzere tüm bilgiler reklam verenlere seçenek olarak sunuluyor. Dahası Facebook bunun da bir adım ötesine geçerek Eylül ayında duyurduğu Exchange özelliği ile birlikte kullanıcıların Facebook dışında ziyaret ettikleri siteler doğrultusunda da reklam hedeflemelerine olanak sunmaya başladı.

Daha önce birçok network tarafından kullanılan bu özelliğin dünya genelinde 1 milyara yakın bir kullanıcı kitlesine sahip bir sosyal ağda uygulanacak olması, özellikle e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren reklam verenler için büyük önem taşıyor. Sistemi kısaca özetlemek için e-ticaret sitesi örneğini ele alalım:

  • Kullanıcı e-ticaret sitesini ziyaret ediyor
  • Site hem kategori bazında hem de spesifik ürün bazında ziyaret edilen her sayfa için kullanıcının bilgisayarına çerezler tanımlıyor
  • Kullanıcı satın alma yapıyor/yapmıyor ve siteden ayrılıyor
  • Bu kez Facebook içerisinde gezinmeye başlıyor, sistem e-ticaret sitesi tarafından bırakılan çerezleri fark ediyor ve hazırlanan kurguya bağlı olarak kullanıcıya en uygun reklamı gösteriyor
  • Örneğin 
    • Satın alma yapmış bir kullanıcıya benzer yada tamamlayıcı ürünlerin reklamı
    • Satın almaktan son anda vazgeçmiş bir kullanıcıya aynı ürünün veya alternatiflerinin reklamı
    • Sürekli aynı kategori içerisinde inceleme yapmış kullanıcıya o kategori ile ilgili reklam vb.
Ağırlıklı olarak satışa veya başka bir spesifik aksiyona (Form doldurtma, üye kazanma, indirme vb.) yönelik kampanyalarda kullanılan bu özellik ile birlikte hem reklam verenin daha kısa sürede sonuca ulaşması, hem de kullanıcıların kendilerine en uygun reklamı görmesi sağlanıyor. Facebook Exchange için bilinmesi gereken önemli noktalar ise şu şekilde:
  • Bu hedefleme seçeneğini kullanmak için yetkili bir DSP'den (Demand-Side Platform) hizmet alınması gerekiyor
  • Bu hedefleme ile sadece Facebook dışında bir sayfaya yönlenen standart reklam modeli kullanılabiliyor
  • Bu seçenek diğer Facebook kullanıcı hedeflemeleri ile kombine edilemiyor
  • İlk yapılan testlere göre geri dönüş oranını 16 ile 20 kat arasında arttırdığı iddaa ediliyor
  • Sistemi kullanabilmek için elinizde ziyaretçilerinize ait çerez bazlı (cooki-based) verilerinizin bulunması gerekiyor
  • Facebook diğer birçok modelde uyguladığı gerçek zamanlı fiyatlandırma sistemi burada da geçerli olacak
Birçok markanın pazarlama ve reklam stratejisinde önemli rol oynayan Facebook'un bu önemli yeniliği çok kısa zamanda özellikle e-ticaret siteleri tarafından kullanılmaya başlayacak, bize de geri dönüşler ile ilgili daha somut sonuçlar sunacaktır. Daha detaylı bilgi almak isterseniz tanıtım sayfasını inceleyebilir veya Facebook'un ilgili blog yazısını okuyabilirsiniz.